Ne zaman birini sevdim, kaybettim,
Kalbimde kırık dökük duvarlar kaldı.
Aşk diye sarıldım, hep boşluğa,
Ve sonunda yalnız, hep yalnız kaldım.
Gözlerimde bir umut vardı,
Ama yıllar geçtikçe, o da soldu.
Her sevda, bir yara, her gülüş bir masal,
Gerçekler, hep en acı olanı söyledi bana.
Beni hiç anlamadılar,
Ya da belki de ben hiç anlamadım.
Herkes geçip gitti, ben hep kaldım,
Bir kalp daha kırıldı, bir sevda daha silindi.
Ve şimdi, aşka inancım kırık,
Bir zamanlar hayalini kurduğum dünya,
Sonsuza kadar kaybolmuş gibi,
Beni bekleyen bir sevda yok, bir umut da kalmadı.
Artık sözlerim anlamsız,
Bir zamanlar güzellik sandığım her şey,
Şimdi bana sadece birer hayal gibi,
Beni terk eden her sevda, bir yara, bir iz bıraktı.
Ama belki de bu da bir dersti,
Sevmenin acısını bilmeden gerçek aşkı anlamak.
Belki de hayat, bana yalnızca beklemeyi değil,
Kendimi bulmayı, yeniden sevmeyi öğretmekti.
Ve belki bir gün, bir başka yolda,
Yaralarım iyileşmiş, kalbim hazır olacak.
Ama o zaman, aşkı bulduğumda,
Artık ona teslim olmayacak, kendimi kaybetmeyeceğim.
Zamanla öğrendim, her yara bir ders,
Her kayıp, bir başlangıçtır aslında.
Aşkı aramıyorum, artık peşinden gitmiyorum,
Çünkü önce ben, önce kendi yolum var.
Belki de yıllar sonra, doğruyu bulurum,
Ama artık kaybolacak değil, bulacak biri olacağım.
Ve bir gün, birileri gelir,
Ama ben onları kaybetmekten korkmayacağım.
Çünkü artık, beni ben yapan her şey,
Gözlerimdeki acıyı, kalbimdeki gücü öğretmişti.
Ve sonunda şunu biliyorum:
Aşk, önce kendini sevmekle başlar, gerisi zaten gelir…

Yorum bırakın