Bazı insanlar hayatlarını anlatırken isimlerini kullanır.
Ben ise bir kuşun adını seçtim.
Çünkü bazı hikayeler insan isimlerine sığmaz.
Beni çoğu kişi ismimle değil “Albatros” diye tanır.
Bazıları bunun sadece bir lakap olduğunu düşünür.
Ama benim için bu isim geçmişimde bıraktığım izlerin ve içimde taşıdığım sessiz fırtınaların bir sembolü.
Hayat bazen insanı öyle uzaklara savurur ki geri dönüp baktığında yürüdüğün yolların çoğunu yalnız geçtiğini fark edersin. İşte o zaman kendini gökyüzünde süzülen bir albatros gibi hissedersin.
Albatroslar kilometrelerce yol uçar.
Bazen günlerce kanat çırpmadan rüzgarın taşıdığı yönde ilerlerler.
Onların gücü hızlarında değil sabırlarında saklıdır.
Benim hikayem de biraz böyle.
Geçmişte yaşadığım bazı şeyler bana şunu öğretti.
Her yara insanı biraz daha derinleştirir.
Her hayal kırıklığı insana yeni bir gökyüzü gösterir.
Bazı insanlar hayatımıza kısa bir rüzgar gibi girer.
Bazıları ise bir fırtına bırakır ardında.
Ama sonunda insan yine kendi gökyüzüne döner.
Ben de o yüzden Albatros oldum.
Çünkü albatroslar yalnız uçmayı bilir.
Ama yalnızlık onların zayıflığı değil özgürlüğüdür.
Belki de bu yüzden yazıyorum. Yazdığım her satır geçmişimin bir parçasını içimde kalan bir duyguyu yarım kalmış bir cümleyi gökyüzüne bırakmak gibi.
Eğer bir gün yazılarımda kendinizden bir parça bulursanız bilin kibir albatros daha uzaklardan geçmiştir gökyüzünüzden.
Ve belki de hepimiz… kendi hikayemizin albatrosuyuz.
Yazar: Celil Alp
-

İçimdeki Albatros
-

Veda Edemeden Gidenler
Bazen bir hikaye bitmez… sadece yarım kalır.
Her şey yolundaydı aslında. En azından ben öyle sanıyordum. Günlerimi seninle dolduruyordum. Boş kalan her anımda aklıma ilk gelen yine sen oluyordun. Seni güldürmek seni mutlu görmek… belki de o günlerde hayattaki en büyük amacım buydu. Küçük şeylerden mutlu oluyorduk ya hani bir mesaj bir şaka bir gece yarısı konuşması… İnsan o anların hiç bitmeyeceğini sanıyor.
Ben de öyle sandım.
Sana bakarken hep ciddi düşündüm. Geleceği bile hayal ettim. Belki söylemedim ama içimden geçen çok şey vardı. Bir insanın kalbine gerçekten emek vermek nasıl bir şeyse ben onu seninle öğrendim.
Ama sonra… bir gün geldi ve sen gittin.
Ne bir veda ne bir açıklama ne de arkamdan kapıyı kapatan bir cümle… Sadece yok oldun. İnsan bazen ayrılığı bile yaşayamazmış ben bunu öğrendim. Çünkü ayrılık için bile iki kişi gerekir.
En zor olan şey de bu oldu galiba. Sana kızamadım. Seni tamamen unutamadım. İçimde bir yerde hala sana ait bir boşluk kaldı. Günler geçti zaman geçti… ben kendi kendime “Artık vazgeçtim” dedim.
Ama bazı geceler var…
Bir anda hayalin çıkıp karşıma oturuyor sanki. Sen konuşmuyorsun ama ben yine her şeyi hatırlıyorum. O günleri o gülüşünü o anlamsız ama güzel sohbetleri… Her şey gözümün önünden geçiyor. O an nefes almak bile zor geliyor insana.
Belki bu yazıyı hiçbir zaman okumayacaksın.
Belki çoktan başka bir hayatın içindesin.
Ama bilmeni isterdim…
Seni gerçekten seven bir kalp vardı bu dünyada.
Seni mutlu görmek için uğraşan sen güldüğünde içi huzur bulan biri vardı.
Ve o kişi bugün sana son kez şunu söylüyor
Ben seni unutmadım…
Sadece sensiz yaşamayı öğreniyorum.
Albatros🕊
-

Herkes Anladı Seni Sevdiğimi
Bazı sevgiler vardır adı konmaz ama her cümlede kendini belli eder. İnsan yazarken aslında birini anlatır fakat bunu çoğu zaman açıkça söylemez. Satırlara gizlenmiş bir isim kelimelerin arasına saklanmış bir özlem olur. Okuyan herkes o duygunun gerçek olduğunu anlar hatta kimin için yazıldığını bile hisseder. Ama bazen bütün dünya fark ederken o tek kişi anlamaz. İşte sevginin en sessiz hali de budur. Anlatırsın yazarsın kalbine sığmayanları kağıda dökersin. Yine de içinde kalan bir şey olur. Çünkü sonsuz bir sevgiyi birkaç kelimeye sığdırmak bir ömrü birkaç satırla anlatmaya benzer…
-

Sen, kırk diyar öteden sevilmenin ne demek olduğunu bilmezsin belki. Çünkü bazı sevgiler göz önünde yaşanmaz sessizdir, derindir, kimseye ilan edilmez. Kalabalıkların ortasında adın anılmaz ama bir yüreğin en kuytu yerinde sen taht kurarsın. Mesafeler girer araya yollar uzar şehirler değişir fakat o yürek her şeye rağmen seni seçer.
Sevgi bazen bir el tutuşta değil tutamamayı göze alıştadır.
Bazen her gün sarılmakta değil sarılamadan da vazgeçmemektedir.
Saçlarını tarayan olabilir yanında yürüyen olabilir…
Ama kırk diyar öteden seni dualarına katıp gecesine adını fısıldayan başka biridir.
İşte o yüreğe sor beni.
Seni sevmek ne demekmiş en çok o bilir -

“İçimden geldiği gibi sevdim seni.”
Hesapsızdı bu sevgi. Ne yarını düşündüm, ne de başıma ne gelir diye tarttım. Kalbimde ne varsa, korkmadan koydum önüne. Kendimi saklamadım, eksiltmedim; olduğum gibi geldim. Sevmek buysa, ben seni tam da böyle sevdim. Yanlışlarım oldu belki ama asla sahte olmadım. Rol yapmadım, yarım sevmedim, kaçmadım. Bazen kelimelerim yetmedi sana, bazen sustum. Ama bil ki sustuğum her anın içinde bile sen vardın.
Sana alışmak kolay oldu; çünkü kalbim seni hiç yabancı saymadı. Ama senden vazgeçmek… İşte o, insanın sırtına dünyanın en ağır yükünü alması gibi. Şimdi bu satırları yazarken içimde kocaman bir boşluk var. Ne koysam dolmuyor, ne eklesem yetmiyor. Sesini koysam yetmeyecek, anılarını koysam taşacak bir boşluk bu. İnsan en çok, alıştığı yoklukla sınanıyormuş; bunu senden sonra öğrendim.
Belki eksik sevdim, belki yanlış zamanda, belki de fazla derin… Ama seni sevmekten hiç pişman olmadım. Gözlerim doluyorsa sebebi pişmanlık değil. Canım acıyor evet, çok acıyor… Ama bu acı, gerçek bir şeye dokunduğumun kanıtı gibi.
Zaman geçecek, biliyorum. Günler akacak, hayat benden güçlü olmamı isteyecek. Ben de devam edeceğim. Ama içimde senden kalan bir yer hep eksik kalacak. Bazı şarkılar yarım bitecek, bazı geceler uzun sürecek. Kalabalıkların içinde durup bir anda yalnız hissedeceğim; çünkü insan en çok, sevdiği kişinin yokluğunda yalnız kalıyor.
Sana söyleyemediğim, dilimin ucunda kalıp geri dönen, “şimdi sırası değil” dediğim cümleler var. Belki söyleseydim hiçbir şey değişmeyecekti, belki de her şey… Ama artık ihtimallerin bile can yakmadığı bir noktadayım. Şimdi gidiyorum. Ardımda yarım cümleler, söylenememiş kelimeler ve gecelere sığmayan düşünceler bırakıyorum.
Belki bir gün adımı duyduğunda kalbinde hafif bir sızı olur, belki hiç olmaz… Ama bil ki sen, benim içimde hep bir “keşke” olarak kalacaksın. Bu bir veda. Sessiz, yorgun ve gözleri biraz ıslak bir veda…
Seni, içimden geldiği gibi sevmiş olmanın hüznüyle…
-

SON VEDA
İlk defa biri için bu kadar çabaladım, çölüne yağmur derdine derman oldum. Baştan beri belli olan her şeyin sonunu değiştirmeyi çok isterdim. Bütün yaralarıma rağmen senin yaralarını kapatmaya çalıştım, herkesin en ufak ters davranışından soğuyan biriyken senin her hatanı yok saydım…
Ben senin yarana bakıp nasıl acıdığını anlarken sen neye kırıldığımı bile bilmezsin. Ben seni kaybetmemek için çok savaştım, yaptığın her şeyi alttan aldım ama sen affedilmek istemedin hiç özür dilemedin.
Hiç merak etmedin, sen hep kıyıda köşede ihmal ettiğin bir kalbin seni ne yaparsan yap sevdiğinden emindin.
Ben senden yanımda olmanı istedim, sen sana muhtaç sandın, muhtaç değildim.
Düştüm, elimden tutmadığın halde senin için kalktım. Vazgeçemem sanıyordum ama bitti, ben seni kalbimden ve aklımdan uğurlayacağım. Aslanlar gibi sahip çıktığım sevdama sen yanlış yaptın bundan sonra tüm doğrular yerinde kalsın…
DÜNYA YALAN AMA SENDE BİR HAİNSİN UNUTMA…
-

AŞKIN KIRIK DÖKÜK YOLLARI
Ne zaman birini sevdim, kaybettim,
Kalbimde kırık dökük duvarlar kaldı.
Aşk diye sarıldım, hep boşluğa,
Ve sonunda yalnız, hep yalnız kaldım.Gözlerimde bir umut vardı,
Ama yıllar geçtikçe, o da soldu.
Her sevda, bir yara, her gülüş bir masal,
Gerçekler, hep en acı olanı söyledi bana.Beni hiç anlamadılar,
Ya da belki de ben hiç anlamadım.
Herkes geçip gitti, ben hep kaldım,
Bir kalp daha kırıldı, bir sevda daha silindi.Ve şimdi, aşka inancım kırık,
Bir zamanlar hayalini kurduğum dünya,
Sonsuza kadar kaybolmuş gibi,
Beni bekleyen bir sevda yok, bir umut da kalmadı.Artık sözlerim anlamsız,
Bir zamanlar güzellik sandığım her şey,
Şimdi bana sadece birer hayal gibi,
Beni terk eden her sevda, bir yara, bir iz bıraktı.Ama belki de bu da bir dersti,
Sevmenin acısını bilmeden gerçek aşkı anlamak.
Belki de hayat, bana yalnızca beklemeyi değil,
Kendimi bulmayı, yeniden sevmeyi öğretmekti.Ve belki bir gün, bir başka yolda,
Yaralarım iyileşmiş, kalbim hazır olacak.
Ama o zaman, aşkı bulduğumda,
Artık ona teslim olmayacak, kendimi kaybetmeyeceğim.Zamanla öğrendim, her yara bir ders,
Her kayıp, bir başlangıçtır aslında.
Aşkı aramıyorum, artık peşinden gitmiyorum,
Çünkü önce ben, önce kendi yolum var.Belki de yıllar sonra, doğruyu bulurum,
Ama artık kaybolacak değil, bulacak biri olacağım.
Ve bir gün, birileri gelir,
Ama ben onları kaybetmekten korkmayacağım.Çünkü artık, beni ben yapan her şey,
Gözlerimdeki acıyı, kalbimdeki gücü öğretmişti.
Ve sonunda şunu biliyorum:
Aşk, önce kendini sevmekle başlar, gerisi zaten gelir… -

Hani vardır ya pervane misali aşkın yalancı yüzüne kapılan, hani vardır ya sözlerde değilde şarkı, müziklerde bulan kendini inandırmıştır, kendini aşkın karanlık yüzüne inandırmıştır kendini olmayacak, gerçekleşmeyecek hayallere, yarını olmayan günlere kanmıştır, kaptırmıştır kendini tozpembe hayallere atamamıştır yüreğinden, düşüncelerinden o kişiyi bin hata yapsada, bin kötülük yapsada, görünmeyen buz dağı olmuştur kişinin o kalbinde. yanardağ misali yanmıştır yalancı gözlerine, herkese söz geçirsede söz geçirememiştir yanan yüreğine o yapmaz, o kırmaz, o dökmez, o başkasının gözlerine bakmaz demiştir, öyle avutmuştur kendini yanan hikayesinde git gide dibe batmıştır oysaki her seviyorum deyişinde, kandırmıştır kalbini kişinin sahte sözlerine, kandırmıştır kendini onla asla gerçekleşmeyecek hayallere her şeyde, onun ismini görüp, onun hayaliyle yaşamıştır. Saçının tek teline toz konduramadığından kaybetmiştir oysaki, yanan mum misali gibi öylece eriyip gitmiştir. Kimseye belli etmeden…
-

Sen ne gelebildin bana tüm benliğinle ne de gidebildin benden olabildiğince uzak noktalara. Sen en beceriksiz insandın aşkta tanıdığım. Ne sevebildin kalbimin her atışında ne de çıkabildin kalbimden bütünüyle…
Ben öyle bir yaşayamadım ki seni tüm bedenimde öyle bir yoktun ki aslında bir adım uzağımdayken bile. Mutsuzluğu sonuna kadar yaşatmış biriydin üstelik sen bana. Bu kadar zarar ziyandan sonra sormadan edemiyorum kendime.
İnsan acıyı sever mi ?
Mutlu edecek o kadar insan varken inatla üzen birini istermi hayatında…